Radyasyon, Abdest ve Ben...
Sıkı durun. Bu üçü arasında nasıl bir bağantı kurucam. Yazayım;
Günümün büyük kısmı bilgisayar öğretmeni olduğum için bilgisayar başında geçiyor. Şu sıralar blog yazma işine de girdim daha bi bilgisayarkolik oldum. Güzel paylaşımlar yapmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Bazen saatlerce bilgisayarın başında oturup kaldığım oluyor. Belkide internet bağımlısı oldum. Bilmiyorum...
İşte böyle saatlerce bilgisayar başında oturduğumdan dolayı yüzüm, gözüm heryerim radyasyon içinde kalıyor. Bazen beynimin sulandığını hissediyorum.
Tam bu esnada bir ses yükseliyor minarelerden. "Haydi Namaza" diyor uzaklardan gelen bir ses. Nihayet bilgisayarımı bir köşeye bırakıyorum. Gömleğimin kollarını ve
pantolonumun ayaklarını güzelce sıyırıyorum. Geçiyorum sesi huzur veren suyun başına. Ellerimi, ağzımı ve burnumu yıkadıktan sonra sıra yüzüme geliyor. Suyu yüzüme çarptıkça hafiflediğimi hissediyorum, tekrar yüzüme çarpıyorum ve tekrar. Nihayet kendime geliyorum. Abdesti bitiriyorum ve namazlığa doğru yürüyorum. Yürürken anlıyorum abdestin binlerce faydasından bir faydasını daha. Yüzüme çarptığım sular beni günahlarımdan arındırdığı gibi, yüzümü ve gözlerimi de radyasyondan arındırıyor.
Abdestin faydalarını saymakla bitiremeyiz elbette. En başta bedeni temizlik, ardından Rabbinin huzuruna tertemiz çıkmaya vesile. Miraca hazırlık bir bakıma. Dünyevi herşeyden sıyrılıp, uhreviyete giden yolda ilk basamak. Bakalım geçen günler, abdestin bilinen faydalarının dışında daha ne gibi faydalarının olduğunu gösterecek bana...
